24.06.2018

Ulusal Günlük’te Birinci gün..

Bakalım neler olmuş, geçmişte bugün… “Erkin Koray doğdu örneğin. Gazeteci-Yazar Hakkı Tarık Us, hayatını kaybetti. Deniz Kuvvetleri Eski Komutanı Güven Erkaya, hayatını kaybetti. Müzisyen Asım Can Gündüz, hayatını kaybetti. Hatay’da siyasi partiler feshedildi ve Milletler Cemiyeti Komisyonu ile ilişkiler kesildi. İlk işçi kafilemiz Almanya’ya hareket etti. Kıbrıs bunalımı sonrasında 295 kişi Türkiye’den sınır dışı edildi. İstanbul’da üniversite öğrencileri Amerikan 6. Filosu’nun İstanbul Limanına gelişini protesto ettiler. Çetin Altan’a Cumhurbaşkanına hakaretten aldığı bir yıllık hapis cezası Yargıtay’da onandı. İstanbul Gaziosmanpaşa Milliyetçi Hareket Partisi İlçe Başkanı Rıza Altınok, eşi ve kızıyla birlikte öldürüldü. 44 sanıklı Barış Derneği davası başladı. Asgari ücret belirlendi; aylık brüt 74.250, net 19.094 lira oldu. Karadeniz Ekonomik İşbirliği toplantısı İstanbul’da yapıldı. Anlaşmayı Başbakan Süleyman Demirel’in mi; cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın mı imzalayacağı sorun yarattı. Özal toplantıyı terk etti. Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) Kongresi’nden dönen delegelerin otomobili tarandı, 3 delege öldü.” tarihlere bakmak ve detaylandırmak için başlıkları aldığım ve krinolojik sıralamasını tersten yaptığım “www.tarihtebugun.org” sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Asıl tarihte bugün, başlığıyla çıkacak olan konu Türkiye’de bugün yapılan erken seçimler. Erken yapılmasının yanında hem genel seçimlerin yapılarak parlemento’da yer alacak vekillerin seçilmesi hem de Cumhurbaşkanının seçilmesi önemli. Resmi olmayan seçim sonuçları 23:00 itibariyle Ulusal kanallarda tamamlanmış oldu. 2003 yılı itibariyle tek parti kazanıyor seçimleri ve muhalefet parti sayısı da dördü geçmiyor. Baraj nedeni ile Mecliste temsil edilmeyen partiler mevcuttu geçmiş dönemde. Bu seçimlereyse sadece 10 parti katıldı. Diğer partiler ülke genelinde örgütlenemedikleri için katılım gösteremediler. Bu sabah gidip iki oy kullandım. Birisi Milletvekili seçimi içindi. Bir diğeri de Cumhurbaşkanı seçimi idi. Aynı zarfa konan iki pusula… İşte değişen bir rejimi oyladık. Parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı seçimine geçtik ve ilk seçimimizi bugün yaptık. Sosyal medya çıldırmış durumda. Manipülasyon haberleriyle dolu ortalık. Özellikle ifade özgürlüğü ve motivasyon’dan bahsediyor yorumcular. Kulak kabartmamız gereken o kadar çok ses var ki!.. Hangisine dönüp kulak vermeli, inanın bilemiyor insan! Seçim vaatlerinde yer alan konu başlıkları tartışılmaya başlandı. Bakalım neler olacak? Ülkemiz için yeni bir sisteme geçtik. Vatandaş olarak bizler bu durumdan nasıl etkileneceğiz ve ne kadar refah düzeyimizi artırabileceğiz? Bunu zaman gösterecek. Halkın büyük çoğunluğu referandum’da rejim değişikliğine evet dedi. Evet diyerek Başbakanlığın miladının dolduğu tescillendi ve bunun üzerine artık başbakanın olmadığı bir yönetime geçmeye karar verildi. Binali Yıldırım tarihe Türkiye Cumhuriyet’inin son Başbakanı olarak geçmiş oldu. İlk kez Başbakan yerine Cumhurbaşkanı seçmiş olduk. Ülkenin yarıdan fazlasının Parti adaylarına bakmadan oy kullandığını düşünüyorum. Çünkü Cumhurbaşkanlığı seçimi genel seçimlerin önüne geçti ki oldukça da doğal bu durum.

Peki Türkiye’de tarihte neler olduğunu ve bugün yapılan seçimin bir ilk olduğunu bir kenara bırakırsak, bugün neler olduğuna daha rahat göz atabiliriz. Bugün sadece seçimler olmadı. İhlallerden söz edildi ve suçlamalar oldu. Birileri, birilerini gözünü kırpmadan vurdu. Bir yerlerden ölüm haberleri düştü medyaya. Aynı haberleri yalanladı Erzurum Vilayetinin Valisi!.. Şimdi ölüm var mı, yok mu? O kadar çok karmaşık ve o kadar çok farklı bilgi düştü ki medyaya, kafalar çorba oldu resmen!.. Mesela bugün ben devrik ve kendime has yazı dilimi, halk diline çevirdim. Gövde’de bulunan cümlelerden anlamışınızdır zaten!..

Fatih Portakal’ın şu sorusu çok önemli. “Yarın bizi ne bekliyor?” Aldığı ilk iki cevap ise; doların düşeceği ve yabancı yatırımcının geleceği idi. Yalnız cevap vermeyi kabul eden yorumcu sesi titreyerek anlattı konuyu. Fransa’da kalkan olağan üstü halin, Türkiye’deki olağan üstü hal ile bir tutulması da çok alakalı değildi. Polemikler de oldu ancak Fatih Portakal yine yerinde müdahale ederek rahatlattı ortamı.

Yalnız “Fransa’da, Yargıtayın Başbakanlığa bağlandığını” belirtti bir yorumcu. Diğer bir yorumcu da “Fransa’daki olağan üstü hali getirin ülkemize, başımızın üstünde” dedi!.. Ve yine birbirlerine tahammülleri olmadığını, birbirlerini küçük gördüklerini ve öteki olarak yorumladıklarını gördüm. Bakalım yarın sabah nasıl bir güne uyanacağız? Gerçi gece oniki’yi dokuz dakika geçtiği için bu sabah nasıl olacak acaba… demek daha yerinde olur. Yeni sistem neler getirecek hayatlarımıza? Zaman gösterecek ve hep birlikte yaşayarak göreceğiz. İyi geceler.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir