Artık bu ağlanacak hale gülmemeli!..

Gösterişli bir araç kullanıyordu. Plakası 34 UD 8000 idi.. İkitelli Organize’de yer alan Bağcılar-Güngören sanayi sitesi’nin girişinde, firma ziyareti için aracı park ettiğimizde 34 UD 8000 plakalı araçta çıkmaya çalışıyordu. Ona yardımcı olan orta yaşlı birisi bizim araca çarpmaması için yönlendirdi onu… Başta dikkatli gibiydi. Bir kaç manevra sonra yanımdaki arkadaşım, çok yaklaştı çarpacak sanki dedi. Arkamızı dönmemizle bizim arabanın arka tamponuna vurması bir oldu. Adamı uyarmak istedim. Kaputuna dokunduk ve ne yapıyorsun? Vurdun arabaya dememle birlikte, “kırarım o elini, yanında kız var bas git buradan” demesi bir oldu. Hem suçlu, hem güçlü ve hem de hatasını bastırmak için sataşmaya başladı. Aracın gazına sert bir hamleyle bastı. Ardından daha telaşlı hareketlerle fren yaptı. Yine sert bir gaz ve yine anlık ve keskin bir fren hareketi ile bir kaç hamle daha yaptıktan sonra çekti gitti!

“Ne yaparsa yapsın, bırak şikayet etsin! Tutmuyorum tutanak!” Bu cümleleri parktan çıkmaya çalışırken kendisine yardım etmeye çalışan bir arkadaşına söylüyordu. Uzun süre düşündüm. Firmaya yaptığımız ziyarette yaşananlar nedeniyle moralimiz bozuk ve oldukça gergindik. Yansıtmamak için elimizden geleni yaptık ve kalan günümüzü resmen mahvetti.

Gitsin şikayet etsin!.. bu cümle arkam sağlam, kafam rahat, istediğimi yaparım, bana bir şey olmaz… cümlesiyle bire bir örtüşüyordu. Bu ukala ve sinir bozucu adamın arkasından bildiğimiz bir çok atasözü ve deyimleri yolladık, karakterini analiz ederken kullandık bunları. Şimdilerde zaman zaman aklıma geliyor. Konuyu uzatsaydım, belki de bana ve yanımda bulunan iş arkadaşıma zarar verecekti! Gözü dönecekti belki de… Kim bilir!..

Adam, sonucunun kendisine zarar olarak dönmeyeceği bir eylemi başlatmaktan çekinmiyordu, aksine keyif alıyordu. Arabası heybetli ve gösterişli bir 4×4’tü… O araçlarda saklama gözleri de büyük ve sayı olarak ta fazla oluyor. Yani şunu demek istiyorum; doluydu muhtemelen. Ülkemizde pek oynanmadığı halde oldukça fazla satılan bezbol sopalarından falan vardı muhtemelen… Susta, çakı yada ekmek bıçağı ve hatta silah!.. evet evet, silah olabilir arabasında… Ruhsatı da gereksiz buluyordur bu cani ve alma gereği bile duymamıştır!.. düşünebiliyor musunuz? Bir ay geçti neredeyse bu olayın üzerinden ancak benim ona olan kızgınlığım geçmedi!

Bu adam ile yaşayan insanlar, oldukça tedbirli olmalı… Muhtemelen tedavi olmayı da reddediyordur. Şöyle bir yazı okumuştum. “Aslında ruhumuzu (psikolojimizi) bozan insanlar asıl hastalığa yakalanan ve bunu kabul edemeyenlerdir” yada bunun gibi bir cümleydi. Aslında doğru söylüyor. Bu adam kuvvetle muhtemel rahatsızlandı. Konumu; işi veya aile durumu nedeniyle, yaşadıklarını paylaşmıyor kimseyle. İçine ne kadar atabilir? Bir yerlerde patlayacak elbet… Gününde olmayacak! Yüzü asık ama hep bilmiş, hep haklı… Hep haklı olduğunu düşünecek!.. şimdi bunları size anlatırken, “dimağ” -Atatürk’ün en sevdiği kelimelerden biridir- aklıma geldi… Kendimi onun yerine koymaya çalıştım. İrkildim bir an!.. başarısızlıklarımı nasıl kapatacağım! Anca onun gibi bağıra çağıra üste çıkabilirim. Başka da bir şey gelmez elimden. Sana, senin adına üzülüyoruz 34 UD 8000 plakalı araç sürücüsü… Ettiğin tehdit ve ukala tavrın aklımıza geldikçe sana sadece üzülüyoruz. Hem aracımıza zarar verdin, hem de bir özür dahi dilemeden hakaret ederek çektin gittin. Unutma, herşey insan için!.. gün gelir, küçümsediğin ve üstten baktığın biz insanlardan, alman gereken bir yardım olur! Belli mi olur! Seninle yolda kazaya karışanın vay haline. Sağın solun belli değil. Çatıyorsun hemen! Umarım kendin gibi insanlara denk gelirsin her olumsuz vaka’da! Ve unutma, burası Türkiye Cumhuriyeti devleti. Yargı ve adalet yok, diyorsun ya! Bana bir şey olmaz gitsin şikayet etsin diyorsun ya arkamızdan! Bir bakmışsın, gerçekten senin için sikayeti değerlendirilmiş olan bir durum oluşur! Belli mi olur?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir