Gün Boğumu!..

Bu moral bozukluğunun sebebini anlatamam. Bunu kendime dahi açıklayamıyorum. Sabah benim için hava kapalıydı. Öğlene doğru biraz aydınlanır gibi olduysa da yeni duyduğum gelişmeler nedeniyle birden karardı. Hani öyle umursamıyor göründüğüm için de değil aslında… Sığındıklarımız bahanelerimiz yalnızca. Başını alıp gidiyor aklım. Ardına bakmadan, kalan düşlerimi de toparlarcasına… Peşi sıra!.. Gün güzelliklerle örülebilirdi oysa… Aurasını alıp sesinin, sarabilirdi ruhumu. Tenimin bir kaç santimetre altında yer alan iç organlarımı hareketlendirebilirdi. Gerçi ters bir ivmeyle onların mevcut…

"Gün Boğumu!.."

Mentorluk üzerine

Tanımlayarak ilerleyeceğimiz için nasıl kullanıldığından ziyade ne anlama geldiğini bilmemiz gereken iki kelime var. Mentor ve Koç. Ne demek Mentorluk? Dedim ya değiştirdim yazınsal içeriği! Soru böyle olmamalıydı. Hemen başlayalım isterseniz. Mentor: TDK’ya göre Fransızca bir kelimedir. Bazı kaynaklarda İngilizce kökenli olarak ta geçiyor. TDK’da yanlış yazılamayacağını baz alarak Fransız kökenli bir kelimedir dememiz yanlış olmaz. Danışmandır, yol göstericidir aynı zamanda. Koç: TDK’ya göre İngilizce bir kelimedir. Yine TDK’da “Kişilerin liderlik veya yöneticilik özelliklerini, becerilerini…

"Mentorluk üzerine"

Demokrasi Dedikleri!..

21.05.2018 Yazının içeriğine hakim olduğunuzda, konu başlığıyla tezat düştüğüm anlamını çıkarabilirsiniz. Çalakalem yazıyor diye gelen eleştriler, konunun anlamını açıklamadığımız için yapılıyor. Şimdi, tek seferlik bu durumu sizin lehinize olacak şekilde değiştireceğim… Araştırmacı ve okumayı seven insanlar olduğumuz için bol ayrıntı ve kelime anlamları tek tek açıklanan bir yazı kaleme alıyorum!.. Bu tarzda yazan arkadaşlarımın tek derdinin aydınlanmak, aydınlatmak, bireysel ve toplumsal gelişime katkıda bulunmak maksadıyla yaptıklarının da farkındayım. Bu çabalarından dolayı da onlara hem saygı…

"Demokrasi Dedikleri!.."

Kapris

29.03.2018 Koşullar her ne olursa olsun, saygı duymayı öğrenmeli birey!.. Aracını kapalı otopark’ta park ederken birinin kulağının dibinde, soru sormak için bile olsa klakson çalmamalı… Biraz saygı! Gündemin allak bullak oluşu, ekonomik göstergelerin ceplerimizi biraz daha yakacak olması bir yana, toplumsal bağlılığın hangi seviyeyi baz alacağını tahminlememiz gerekiyor. Birbirimizden sıkı sıkıya kopuyoruz. Ötekileşirken, kazanımlarımıza yol vermemize içerliyorum. Belirlenmiş gündemlerimiz var. Önemli gündemler hepside!.. Ülke bekasını elimizin tersiyle itip attığımızı itiraf ettiğimiz tiz ifadelerimiz var. Bunları…

"Kapris"

Çakılmak!..

13.03.2018 Kana susayan bir pazar günü, yola çıkmış 3 mürettebat ve 8 arkadaş! Can pazarı kurulmuş ve kalplerinin tam ortasına kavuşma arzusu oturmuş… Karın sancım arttığında umutlarıma çakılıp kalmışlığım çoktur!.. Düşlerimden uzakta hasretle seni düşünmüşlüğüm, sohbetini ararken uyanmışlığım çoktur… Çok kelimesinin sırdaşım olduğu karın sancılarımın ne denli ağır geldiğini tarif edemem sana!.. Gözümün önüne gelen silüetini kendimden dahi gizlerken, çok zamanlar artık bastıramayacağımı kendime itiraf ederken buldum kendimi!.. Pazartesi sendromunu karşılamaya yeni yeni başladığım saatlerde…

"Çakılmak!.."

Burnumda is var!

08.03.2017 Bugün Dünya Emekçi Kadınlar Günü!.. Şubat ayını 47 Kadın cinayeti ile kapattık!.. Yanlış duymadınız Baylar!.. 47 Kadın katledildi Şubat ayında. 28 gün çeken kış mevsiminin son neferini de, yürekleri kin ve nefret dolu, katliama susayan canilerin yaratılmış olan canlılar içinde, vücutta bütünlük bulan en güzel canlıyı katlettiklerine tanık olduk. Şubatı 47 kadın ölümü ile kapattık Baylar!.. Cümle sızlatmadıysa içinizi bir kez daha bağırayım, 47 kadın öldürüldü Bayım… Mart 2016’da 31 kadın ve Mart 2017’de…

"Burnumda is var!"

Şaşkın!

Cilası yer yer dökülmüş, yüzünün solgunluğu dengesini de bozmuş bir masada kısa özgeçmişimi değerlendirirken buldum kendimi!.. Çok uzun bir hayat yaşmamışken, henüz orta yaşlara yeni yeni adapte olduğum bu zamanlarda, kendimi böylesine uzun bir değerlendirmenin içerisinde bulmam da oldukça can sıkıcı aslında. Bahar ayının insanlarda depresyon oluşturduğu yönündeki bilirkişi tutanaklarına da iyiden iyiye inanmaya başladım. Kalbim yerinden çıkacak gibi olmuştu şubatı bitirmeye bir gün kala… Üzerinden 8 koca gün geçti, direnç gösterdiği tüm hisler akıl…

"Şaşkın!"

Başlarken!..

Gündem kavruk. Gündem kıvrık… gündemin ateşini bir adaya bırakılmış, yiyecek ve sevişme kaygısı güden fakat buna rağmen devamlı izlenen bir grup alıvermiş! Kavramış sımsıkı. Sanırsın asla bırakmayacak ve gündemden hiç düşmeyecek… Bedenleri eğitimli. Fizikleri düzgün. Güzel çocuklar hepsi de!.. Onları izlemek, şehit haberlerinin yer çekimine inat, kızgın gökyüzünden yeryüzüne itilmesini özümsememek kadar yavan kalıyor aslında!.. “Yer çekimi yok” diyor birileri çıkıp, gök itiyor diyor utanmadan… Bir başkası, bedeninin gizemini henüz kendi dahi tanımamış ufacık bir…

"Başlarken!.."

El vermeli. Omuz vermeli… Tutup sırtlamalı ağırlığınca olan düşlerimi!.. Gelecek adına beslediğim, büyüttüğüm tüm fikirlerim kaçarcasına gidiyorlar benden. Aklımın ipe sapa gelmez düşlerimi dizginlemeye çalışmasına şaştığım günler epey geride kaldı. Renkler canlıdır diyor oysa birileri… Sanatla alacağız hayatın tam ortasında yerimizi!.. Vakti belki gelmemiştir, neden geldi diyorsun ki? İçine edilmedi diyorlar, hayır henüz edilmedi! Dile gelmesi gereken her ne varsa, döngüsel bir paranoyanın içerisine hapsedilmiş durumda. Sözlerim var. Keskin kelimelere sırnaşık onca düşüm var. Küfürlerim var sert giyimli ve bir o kadar kibirli!.. Bastırmaya çalıştığım, gün ışığından yararlanmasın diye gün aşırı paralandığım hasretim var!.. Memleket sevdam var bir tutam, kalan… Özgürlük adına yaslarım var, ardı ardına benliğimden uzaklaşan… Konuşmamaya yüz tutan, hevesini yitirmiş ve sevdasını nedensizce terketmiş zayıf bir hissiyatım da var anlaşılan! Kendime karşı dahi dürüst olmamaya özen gösteren, düşlerim adına yasa koyan, muntazam bir dikta uygulayan bedensel engellerim var. Kıramadığım kabuklarla dolu bir yaşam tarzım var. Yapmak istediğim her ne varsa, yapmamaya direndiğim, hikayeler dolusu yaşamadığım yaşanmışlıklar var anlatabileceğim. Her anlatıda sizlerden adıma en derin hüzünlerinizi resmi ve bir o kadar samimi dillerinizle alabileceğim zihinsel bir takım eksikliklerim var. İnadına suskun, inadına içime attığım kavgalarım var!..

Yaşamın içinde yitirilen, yaşanmasına izin vermediğimiz onca zamana dertlenmeye vaktim yok. Ülkemin beka kaygılarını iliklerime kadar hissederken, düşlerimin cılız ve sevimsizleşmesine de şaşırmıyorum. Dilim bağlanmış, dilimin kıvrak dokusu yer yer kabasını dökmüş ağzımın derinliklerine. Kurumuş salyası nedeniyle boğazımdan geçen her lokma, ağırlığınca külfet oluşturuyor dudaklarımda. Hakkını vermeliyiz yaşamın. Boşuna değil şimdilerdeki suskunluğun getirileri!.. Birilerinin değeri artarken, birilerinin varlığı daha fazla sorgulanır oldu. Adamlar semt adı vererek tehdit edebiliyorlar artık açıkça!.. Kalkmış bir de bana, tabiki söyle düşüncelerini cesurca diyor birileri! Düşüncelerini açıkça ifade edenleri kaç kulak işitebilir? Kimler dinliyor en etkin tavırlarıyla? Kaç can daha yanmadan en sağır olan yüreklere ulaşabiliriz ki? Göçüyor düşlerim, peşi sıra… takmış çantasını omzuna, gidiyor umutlarına!

Ali Gündoğar