Hastahane işi!..

Birazdan size anlatacaklarım aslında ülkem adına utandırıyor beni! 3 ayrı hastahane ve 3 ayrı, birbirini aratmayacak sağlık personelleri… Tavırları… Egoları… Sövgülerim en kayda değer önyargılarımı da alıp yanına haklı olduğumu doğruladılar. Hastahane’deki 2. gecemiz bugün. 1 Eylül’de yatış verildi iki çocuğum için. 

29 Ağustos Perşembe günü akşam saatlerinde çocuklar ateşlendi. Dışarıdaydık, hızlıca Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne geldik. Bize en yakın Hastahaneydi. Ateşler 39 ve 39.1’di. Hiçbir tahlile gerek duymadan, Calpol, Dolven ve İbu-Fort yazıp yolcu ettiler bizi. 29 Ağustos gecesi ve 30 Ağustos’un ilk saatlerinde sadece semptomların bir süreliğine önüne geçmiş olduk. Ertesi gün sabah saatlerinde 36.5-38.4 arasında değişen dereceler gördük her ikisinde de! 

30 Ağustos Cuma günü akşam saatlerinde ateşleri 39.9 ve 39.7 iken Çanakkale Özel Anadolu Hastanesi’ne götürdük, üstelik oranın eski uzmanlarından birinin muayenesi sonrası. Beni arasınlar, acillerinde uzman çocuk doktoru bulunmuyor. Onlara tarif edeceğim dediğini ilettiğimiz halde sevgili pratisyen hekim tarafından dikkate bile alınmadık. Ararız, ararız dedi bize, küstah bir ifade ile. Üstelik 39.5 düşmüş ateş, bunu da acil saymayarak, ayaktan kendi muayeneye gelen hasta ücreti istendi, henüz işlemlere başlanmadan, tanı dahi konulmadan çıkın paraları dediler bize!.. ve inatla aramadılar, beni arasınlar diyen uzman hekimi…

Baktık, sorunun kaynağına inemeyecekler ve hastalığı yemeyeceğiz, dedik ÇOMÜ Tıp Fakültesi Hastahanesi’ne gidelim. Yakın olduğu için pek zaman kaybetmedik. İşte bu! Yetiştirdik çocukları sağ sağlim diye düşünürken asıl kabusu orada yaşadık. 38.3 ve 38.7 ateşle taburcu ettiler bizi. Kan tahliline gerek yok dediler. Bağırsak enfeksiyonu belirtileri bulunuyor, diyet yapacaksınız dedi sayın Doktor!.. Patates, yoğurt falan yedirecekmişiz… Ulan ishal oldukları ilk gün başladık zaten buna biz! Ateş düşürücü kullanın dediler bize, eksik olmasınlar. Reçete vermeyecek misiniz ishal için dediğimde, diyet verdim ya dedi! Sağolsun, diyet vermiş paşa!.. sanırım öğrenci idi ve henüz reçete yazma yetkisi yoktu! Öyle yorumladım durumu. Eve döndüğümüzde ateş düşürücü ve soğuk uygulama ile ateşlerini kontrol altında tutmaya çalıştık. 

1 Eylül’de ise 38 derecede dahi titreme başlamıştı. Havale geçirme riski bizi oldukça korkutuyordu. Apar topar yeniden Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne geldik. 3 gün önce bizi muayene eden doktor oradaydı yine. Eşim tanıdı onu. Bize bu ilaçları yazmıştınız, bir etkisi olmuyor. Daha da kötüye gitti durum diye açıkladı ve tahlil yapılmasını talep etti. Kan değerleri ölçümü sonrası uzman çocuk doktorunu arayarak test sonuçlarını konuştular. Ardından serum bağlayacağız, siz içeri geçin dedi bize. Durum kötü, beklediğimizden çok daha fazla mikrop var vücutlarında. Yatış olacak dedi bize ve acil gelen başka bir hastanın yanına gitmesi gerekti. 

Akabinde o gün nöbetçi olan uzman çocuk doktoru Deniz Hanım ile görüştük. Kendisi bize durumu özetledi. Dizanteri yada Rota’dan şüpheleniyorum. En az 3 gün buradasınız dedi bize. Ve söylediği gibi çıktı sonuçlar. Ağır bir enfeksiyon bu ve çok fazla iltihap oluşmuş vücutlarında. İlk gün bizi almayan doktora mı söveyim, ikinci gün bize öğüt veren delikanlı ‘ya mı yanayım? Türkiye’de sağlık! Daha fazla yazıp canımı ve canınızı sıkmak istemiyorum. İyi geceler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir