İnanamadığım Bir Gün!..

Baba yarımı kaybettim bugün!.. Acının derin ve sızlatan iğnesini ciğerlerimde hissettim. Dedemin kaybından sonra yaşadığım en tatsız günü, hatıraları anarken gülen yüzünü hatırlayarak bertaraf ettim. Senden öğrendiğim çok şey oldu. Takılmamak örneğin, dert etmeyi bir kenara bırakmak (içine attığını biliyorum). Bunları geçelim. Biraz algılarım açılsın, uzun uzun anlatacağım neler neler var daha. en çok kasıldığım gündü 29 Mart. Bıraksam kendimi, ne halde olurduk düşün. Herkes dim dik durdu. Sen de böyle olsun isterdin… Ölümü yakıştıramıyorum sana, konduramıyorum. Biz senin oğlunla kardeşten öte bir can olarak büyüdük. Kızına halen Abla diyorum. Kan bağı aramaya gerek var mı? Ablam o benim. Kendimi öylesine sıktım ki, dağılmayalım diye, anlatsam böyle kuru kuru gitmez ya şarap içelim yada çay yapalım dersin. Herkes şaşkın. Kimse 29 Martı kavrayamadı hala. Örneğin Babam, Lapseki’de bekledi beni. Senelerce bizi gezdirdiğin mekanların kesişme noktası olan ve çayını da çok sevdiğin kahveci Abi’den çay içtik birer bardak, canına değsin tüm sevdiklerinin… Seni andık. Geçmedi boğazımdan, 5 dakika bile oturamadık. “İmran Abim’le hep burada çay içer, sohbet ederdik. Sizden ayrı da geliyorduk biz,” dediya… sızladı içim. Küfür ettim zamanın adaletsizliğine… Ne bu acele be! Ne oluyor? Nereye yetişiyorsun? Hep güldürecek değilsin ya ağlatacaksın tabiki arada!.. Hala inanamıyorum, kaybettiğimize seni. Ben Amcamı kaybettim. Ne kadar acı değil mi? Öncesinde; doğum gününün ertesinde görüşmek, sonrasındaki gün konuşmak ve bir hafta sonra da toprağa vermek seni!.. Henüz idrak edemedik biliyor musun? Ne yapıyoruz biz? Şaşkınız ama seni kızdıracak hiçbir şey yapmıyoruz. Oldukça metanetli herkes.

Nereden başlayalım, anlatmaya seni, sana… Eline doğdum resmen. Sünnetim’de hadi onu geç, ilk işediğim de be, tuvalete ilk tuttuklarında beni, yanımdaydın benim… bir Babaannem daha olduğunda… Beşiktaşlı oluşumda örneğin, ilk araba yıkamamda, İlk yüzme denemelerimde, tabiki kardeşimle… ellerimiz yanlarda ve bacaklarımız dizden bükülmüş bir halde, yüzüyoruz diye yürürken suyun için de… Ah be! İlk sarhoşluklarımızda. Yergin bile edep ve öğreti içerikli idi.”-Su sek çarpmasın, dolapta şarap var.”

Hadi söyle, nereden başlayalım anlatmaya seni? O kadar çok anı var ki gözlerimin önüne gelen!.. Beşiktaş formalarıyla Ürgüp gezimizi hatırla! Bir yaz akşamı İntepe’de bizi götürdüğün yemeği anımsa, ben dahil 5 kişiydik. Amcamdın sen benim. Böyle zamansız, telaşla gittin aramızdan! Çocukların, Torunların, Arkadaşların, Eşin ve Kardeşlerin… Herkes seni öyle çok seviyor ki, anlatamam bunu sana. Gözlerim, kulaklarım tanık buna. Kalabalıktık. Özer’in sünnet düğününde olduğu gibi, uzun bir konvoy oluşturduk. Matem hiç eksik olmadı ama bilesin dualarla, yaptığın iyilikleri anarak, sana yakıştığı gibi uğurladık… Seni hep sevecek ve özleyeceğiz. Gözün arkada kalmasın, rahat uyu Amcam!..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir