El vermeli. Omuz vermeli… Tutup sırtlamalı ağırlığınca olan düşlerimi!.. Gelecek adına beslediğim, büyüttüğüm tüm fikirlerim kaçarcasına gidiyorlar benden. Aklımın ipe sapa gelmez düşlerimi dizginlemeye çalışmasına şaştığım günler epey geride kaldı. Renkler canlıdır diyor oysa birileri… Sanatla alacağız hayatın tam ortasında yerimizi!.. Vakti belki gelmemiştir, neden geldi diyorsun ki? İçine edilmedi diyorlar, hayır henüz edilmedi! Dile gelmesi gereken her ne varsa, döngüsel bir paranoyanın içerisine hapsedilmiş durumda. Sözlerim var. Keskin kelimelere sırnaşık onca düşüm var. Küfürlerim var sert giyimli ve bir o kadar kibirli!.. Bastırmaya çalıştığım, gün ışığından yararlanmasın diye gün aşırı paralandığım hasretim var!.. Memleket sevdam var bir tutam, kalan… Özgürlük adına yaslarım var, ardı ardına benliğimden uzaklaşan… Konuşmamaya yüz tutan, hevesini yitirmiş ve sevdasını nedensizce terketmiş zayıf bir hissiyatım da var anlaşılan! Kendime karşı dahi dürüst olmamaya özen gösteren, düşlerim adına yasa koyan, muntazam bir dikta uygulayan bedensel engellerim var. Kıramadığım kabuklarla dolu bir yaşam tarzım var. Yapmak istediğim her ne varsa, yapmamaya direndiğim, hikayeler dolusu yaşamadığım yaşanmışlıklar var anlatabileceğim. Her anlatıda sizlerden adıma en derin hüzünlerinizi resmi ve bir o kadar samimi dillerinizle alabileceğim zihinsel bir takım eksikliklerim var. İnadına suskun, inadına içime attığım kavgalarım var!..

Yaşamın içinde yitirilen, yaşanmasına izin vermediğimiz onca zamana dertlenmeye vaktim yok. Ülkemin beka kaygılarını iliklerime kadar hissederken, düşlerimin cılız ve sevimsizleşmesine de şaşırmıyorum. Dilim bağlanmış, dilimin kıvrak dokusu yer yer kabasını dökmüş ağzımın derinliklerine. Kurumuş salyası nedeniyle boğazımdan geçen her lokma, ağırlığınca külfet oluşturuyor dudaklarımda. Hakkını vermeliyiz yaşamın. Boşuna değil şimdilerdeki suskunluğun getirileri!.. Birilerinin değeri artarken, birilerinin varlığı daha fazla sorgulanır oldu. Adamlar semt adı vererek tehdit edebiliyorlar artık açıkça!.. Kalkmış bir de bana, tabiki söyle düşüncelerini cesurca diyor birileri! Düşüncelerini açıkça ifade edenleri kaç kulak işitebilir? Kimler dinliyor en etkin tavırlarıyla? Kaç can daha yanmadan en sağır olan yüreklere ulaşabiliriz ki? Göçüyor düşlerim, peşi sıra… takmış çantasını omzuna, gidiyor umutlarına!

Ali Gündoğar